yumurcak@blogspot: deger (alinti)
Cumartesi, Temmuz 2, 2005 -Kategori: Yazilarim
Bir konusma sirasinda adamin biri kadinin birine sormus:
"Nasil bir erkek ariyorsun?" Kadin bir süre sessiz kaldiktan sonra adamin gözlerinin içine bakarak sormus:
"Gerçekten bilmek istiyor musun?"
Adam biraz isteksiz, "Evet" demis. Ve kadin baslamis anlatmaya...
"Bugün ve bu yasta bir kadin olarak, bir erkege onun benim için benim kendime yapabilecegimden fazla ne yapabilecegini soracak konumdayim. Kendi masraflarimi karsilayabiliyorum; bir erkegin yada bir baska kadinin yardimina gerek duymadan evimi idare ediyorum. Böyle olunca, 'Sen masaya ne koyuyorsun?' sorusunu sorma konumundayim."
Adam kadina bakmis. Paradan söz ettigini düsünüyormus. Kadin hemen bu düsünceyi düzeltmis:
"Sözünü ettigim, para degil.. Ondan öte bir sey istiyorum. Hayatin her alaninda mükemmeliyeti arayan bir erkege ihtiyacim var."
Adam arkasina yaslanip kollarini kavusturarak kadindan biraz daha açiklama istemis.
Kadin baslamis anlatmaga:
"Kendini zihnen mükemmellestirmeye çalisan birini istiyorum, çünkü sohbet ve zihnen uyarilma ariyorum. Basit bir adama ihtiyacim yok. Ruhen mükemmellesmeye çalisan birini ariyorum, çünkü dengesiz bir birlesmeye ihtiyacim yok. Inananlarla inanmayanlarin bir araya gelmesi felakete yol açar. Parasal açidan mükemmellik arayan bir erkege ihtiyacim var, çünkü parasal bir yük istemiyorum. Bir kadin olarak yasadiklarimi anlayacak kadar duyarli, ayagimi saglam basmami saglayacak kadar güçlü bir erkek ariyorum. Saygi duyabilecegim birini ariyorum. Ona boyun egmem için onu saymam gerekir. Kendi isini yürütemeyen adama boyun egemem. Boyun egme konusunda sorunum yok... Yeter ki buna deger biri olsun. Tanri kadini erkege es ve yardimci olarak yaratmis. Kendine yardim edemeyen adama ben yardim edemem."
Kadin aklindan geçenleri böyle döküverdikten sonra adama bakmis.
Adam yüzünde saskin bir ifadeyle oturakalmismis:
"Çok fazla istiyorsun." demis.
"Degerim çok fazla." diye yanitlamis kadin.
(Anonim)
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
yumurcak@blogspot: sabahla gelen
Cumartesi, Temmuz 2, 2005 -Kategori: Yazilarim
Sabahla gelen
"Sen ha!" dedi. "Sen ha.."
"Evet" dedi kadin. "Ben. Buradayim iste, bekledigin, ozledigin, sevdigin, istedigin insan.. Herseyim dedigin insan. Geldim. Herseyin olmak icin."
Kekeledi adam..
"A.. Ama.. Ama sen.. "
"Ayrildim." dedi kadin, umarsiz.
Adamin gozleri daldi. Sanki cok uzun zamandir onu beklemiyormus gibi, sanki daha once bu konusmayi yapma ihtimalini hic dusunmemis gibi, sanki... sanki o geri donecekmis gibi beklemisti, geri donme ihtimalinin olmadigini bile bile.. Karsisindaydi iste, ona ait olmak icin gelmisti, bunca zamandan sonra, "Herseyin olmak icin geldim" demisti.
Gozlerini kaldirdi, gozleri karsilasti bir an. O her baktiginda icinde kayboldugu gozler..
"Buyur" dedi. "iceriye gir. ayakta kalma."
Iceri girdi. Uysaldi kadin.. Giderkenki o kaplan gitmis, yerine munis bir kedi gelmisti.
"Daginikligin kusuruna bakma.. bekarlik hali.."
"..."
"Cay.. A! sen cay sevmezsin. Bisey icer misin?"
"Hayir"
Sessizlik buyudukce buyudu, evin duvarlarini a$ti. Disaridan cocuk sesleri geliyordu, birden tarihi animsamaya calisti adam. 21'iydi. Mayis'in 21'i. ilk tanistiklari gunun yildonumunde geri gelmisti iste. Yuzune bir gulumseme yayildi.
Kadin, odada goz gezdirirken kutunun icindeki mug dikkatini cekti. O'na aldigi onlarca hediyeden biriydi, bu uzerinde "bee-mine" yazan mug.. Aradan gecen onca zamana ragmen, hala kutusundan cikmamisti.
Iceriden geceden beri acik oldugu belli olan bir radyonun melodileri geliyordu. Adam, mutfaga gitti, caydanligi ocaga koydu. Geri geldiginde kadini fincanina bakarken gordu.
"Senden." Kadin gülümsedi.
Sessizlik buyudukce buyudu.
"Ne oldu?"
"Hic bir sey. Bitti."
"Peki."
"Beni hic tanimiyormus gibi konusmasana!" dedi kadin.
'Hic bir sey degismemis' diye dusundu adam.
"Bunca zaman sonra.. inanamiyorum.. Sen.. geri donecektin ha.."
"Evet döndüm.." dedi kadin.. yuzunde bir gülümseme vardi.
Adam, birden kadinin oraya ne kadar ait olmadigini farketti. Duslerinde yasattigi kadin.. Ozledigi kadinla su anda karsisinda durmakta olan, kendine gulumseyen kadin bu degildi. Bulmacada eksik kalan kareler vardi, yarim yasanmisliklarin ardindan gelen yalnizlik duygusunun doldurdugu kareler. Gelisi dolduramamisti kafasindaki "O"ndaki eksik kalan kareleri.
"Git" dedi kadina.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
yumurcak@blogspot: karmakarisik
Cumartesi, Temmuz 2, 2005 -Kategori: Yazilarim
yitmekte olana.. Yumurcak! 21/12/02 21:51
seni seviyorum demeni sevdim en cok.. bir de yuzunu aydinlatan gulumsemeni..
bir siginacak limandin belki, belki issiz bir ormanda bir kovuk.. selam-yatak-byebye seklinde yasanan asklarin arasinda, bizimki col ortasinda bir vaha gibiydi.. Bitmeyecek sanmistim.. bitmeyecek demistin..
sensizlik..
iste en cok koyani bu.. gidisini gormek.. avuclarimdan kaymani, bir baska avuca, civa gibi akmani seyretmek zorunda olmak.. en zoru iste bu.. seni seviyorum derken, beraber yasayacagimiz kucuk evimizi hayal ederken, soguk gecede tenini tenimle isitmaya calisirken bile bir gun mutlaka gidecegini biliyor olmak.. iste en cok koyan bu..
gozlerine baktigimda o eski piriltilari gormuyorsam, melon sapkanin gecenin bir vakti dedigi gibi, "can, gel!" dedigimde herseyi birakarak kosup gelmiyorsan, o zaman askin tozu bile kalmamis demektir. Ne oldu bize? hani sen, ben yoktu da biz vardik sadece? hani "sensiz beni, senden baskasi anlamaz" di?
aglamak istemiyorum. aglamak gucsuzluktur. Ama gozlerim yaniyor..
21/12/2002
Y!
------------------------------------------
Yitmekte olana.. -II- Yumurcak! 30/01/03 21:42
Iki seyi silemedim.. "Uzaktasin" diyen mesajini.. bir de son opucugun izlerini..
30 Ocak 2003
"Son"a ceyrek kala
Y!
------------------------------------------
Yitmekte olana.. -III- Yumurcak! 24/02/03 17:55
hersey gonlunce olsun..
Son..
Y
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
yumurcak@blogspot: yediyi çeyrek geçe
Cumartesi, Temmuz 2, 2005 -Kategori: Yazilarim
Yediyi çeyrek geçe
Uyandi. Yatagin icinde sagina soluna donmeye basladi. Sinir oluyordu bu durumdan; ama yapabilecegi bir sey de yoktu. Uyandigi zaman hep ayni seyleri ayni sayida yapardi cunku; sektirmeden, unutmadan. Hep ayni seyleri yapmaktan sikildigini hissetse de, usenmeden, mekanik hareketlerle, yapmasi gerekeni, ne bir eksik, ne bir fazla, yapardi. Halbuki yapabilecegi daha farkli seyler olabilecegini biliyordu, ne bileyim, belki gerinebilirdi yatagin icinde, ya da kafasini kaldirip karsi duvardaki saate bakabilir, ya da yatagin ayakucunda kendisinden once uyanmis miskinlik eden kedisini kucagina alabilirdi. Ama yapmiyordu, icinde belirsiz bir usengecligin izleri vardi sanki.
Agir agir uzerindeki yorgani kaldirdi. Subatin tum siddetiyle hukmunu surecege benzedigi bir gundu. Yataktan kulce gibi olmus bedenini cikartti. Ayagindaki pijamasini cikartip pantolonunu giydi. gozu saate takildi bir an; 07:15'i gosteriyordu. ise gec kalmak uzere oldugunu ayrimsadi. Hizlandi hareketleri, sanki hizlaninca gec kalmayacakmis gibi; oysa bilindik ve alisildik "sabah rituelleri"ni tamamlamadan evden cikmak gibi bir adeti yoktu. Giyindikten sonra sabah kahvesi icin su koyar, su isininca kahvesini koyar karistirir, gazetesini okurken kahvesini icer, dislerini fircalayip evden cikardi. Yine aynisi olacakti, belli; ama daha hizli, daha seri. "Suyu daha hizli da isitamam ya," diye dusundu kendi kendine, soylendi. Kedinin miyavlayisina sinirlendi, terligi firlatti. Halbuki hic bir sucu yoktu hayvanin, niye attigini kendisi de bilmiyordu zaten. Sadece atmak istemisti.
Tekrardan terligi bulup ayagina gecirdi. Bu mevsimde ayaklara dikkat etmeliydi, yoksa maazallah ölüp gidiverirdi. Cok korkuyordu ölmekten; yalniz yasadigi bu apartman dairesinde kokusup insanlarin iceriye kapiyi kirarak girmesinden ve butun ozel anlarini hice sayarak onu disari cikartmalarindan.. "Disarida olmeli insan, diye dusundu. "ne sansli su kediler.. muhakkak baslarina bir bela gelip oyle ölüyorlar. Insanlar da oyle ölmeli, sicak yataginda niye ölmeli ki, bir seyi yaparken olmek daha iyi gibi." Ama sicak yataginda uyurken son nefesini vermek de aklina yatmiyor degildi. Habersizce, solugun kesiliverecek. Kendi kendine öleceksin.
Disari cikti. Subat ayazi yuzunu yaladi once, her sabah kuyrugunu sallayip onu selamlayan kopek yoktu ortalikta. Oysa olmaliydi, cop kovasindan basini cikartip selamlamaliydi onu, ince bir 'iyk!' sesiyle ben buradayim derken siyah-beyaz kuyrugunu sallardi. Bakindi, hayatindaki onemli bir parca eksilmisti sanki.
Duraga dogru hizli adimlarla yururken yolda her zamanki gazeteciyle her zamanki sekilde selamlasti. Once kucuk bir bas egmesi, yuzlerde gulucuklerle. Bugun haftabasi oldugundan dergisini de almasi gerekiyordu, hatirlatmasa satici unutacakti nerdeyse. Katlayip koltugunun altina aldi. Duraga giden o her sabah gectigi yolu gecerken birden durdu. Her sabahki ayni seyleri yapacakti, her sabah gordugu yuzleri gorecekti, her sabahki gibi külüstür daktilosunun tuslarina basacak, oglen yemek arasi verecek, aksam saat bes dedigi zaman pilisini pirtisini toplayacak, evindeki yalnizligina gelmeden once evin karsisindaki kohne barda bir bardak birasini icecekti.
Tam ters yone kosmaya basladi. nefesinin agirlasmaya basladigini hissetse de kosuyordu, durmaksizin, dinlenmeksizin. Ilk molasini verdiginde bulundugu sehrin cikisina dogru gittigini farketti. "ha gayret!" Nefes nefese kalmisti. Sehir arkasindaydi artik. Subatin sogugu bile etkilemez olmustu narin sandigi bedenini; her tarafindan alevler fiskirirken, geride biraktigi sehre bakti.
Once yavasladi, sonra durup dinlendi biraz. Tekrar kosmaya takati kalmamisti. Yolun kenarina o cok dikkat ettigi pantolonunu hic umursamadan oturdu. nefesi dinginlesince kalkti, yurumeye basladi.
Amacsizdi. hedefi yoktu. Ama yuruyordu, mutluydu. Icinde tarifsiz bir sevinc vardi nedense. Belki uzun suredir yapmak isteyip de yapamadiklarinin izdusumuydu bu; kendinden, yasadigi evden, bagli bulundugu, maasini aldigi isyerinden kacis. Inceden bir islik tutturdu. Yolun karsisindan gelen cimento yuklu kamyona el salladi. Herhangi bir amaci olmadigindan, gayet rahatti. yolu uzerindeki seyyar saticidan simit aldi, isira isira yemeye basladi. "Simdi" diye dusundu kendi kendine, "isyerindekiler merak etmeye baslamislardir beni. Nerde kaldim? ne yapiyorum? öldüm mü?" Gülümsedi kendi kendine.
Birden gozunu acti. Saat 07:15'i vuruyordu.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Bakis
Cumartesi, Temmuz 2, 2005 -Kategori: Yazilarim
Sabahin serinliginde gelmistin bana. Bir bakistin, gecmisten gune, gunun serinligini tasiyan bir yudum suydun dudaklarimda. Seni ictikce susuyordum, susadikca susuyordum avaz avaz. Garip bir denklemin en bilinmeyenli parcasiydin gozumde, karmasiklastikca basitlesen, basitligi karman corman.. Garipti, seni seviyordum, oysa sen, seni sevmemi seviyordun sadece.
Bir gun gittin geldigin gibi, icimde bicak yarasi bir aci birakarak. Bir yaz aksamiydi yine, sicakligin usutmustu beni, kalbimin en aciyan yerini cikartip sana vermistim hediye olarak.
O gun bu gundur kimseyi acitmiyorum senin beni acittigin gibi..